Bu yazımızda değişik bir konuya değinmek istiyoruz. Bilindiği gibi pandemi süreci hayatımızı çok değişik şekillerde etkiledi ve etkilemeye devam ediyor. Bu pandemi sürecinde bir online yaşama döndük. Sosyalleşmemiz büyük ölçüde azaldı ve bu bağlamda tabii herkes bu pandeminin sıkıntılarından bir ölçüde nasibini aldı. Ama çocuklarımız çok etkilendiler. Özellikle bu eğitim konusunda, eğitime devam edememe onlar da ciddi sıkıntılara yol açtı. Pandemi süreci deyince üzerinden iki yıl gibi bir zaman geçti ama, sanki böyle yıllardır bununla cebelleşiyormuş gibi de bir hissiyat var yani birçok kişide: Birçok kişi bu durumu çok öncelerden beri yaşıyormuşlar gibi bir hisse kapılmış durumdalar. Yani uzun süredir uğraşıyor muşuz gibi tabii sonuçları da ağır olduğu için böyle bir algı oluştu toplumuzda ve tüm dünyada. Bu pandemi süreci zaman algımızı da değiştiren bir süreç olarak karşımıza çıktı. Bu covid 19 virüsünün yayılması ilk başlarda bazı iyimser düşüncelere de yol açtı. Şöyle ki; bu virüs herkesi bir araya getirecek, zengin fakir, ırk , yaş cinsiyet ayrımı olmadan herkesi etkileyeceği için daha iyi bir dünyanın temelleri atılmasına sebep olacak insanlar doğaya ve diğer insanlara olan davranışlarını daha iyi gözden geçirecekler ve bu şekilde davranarak daha iyi bir dünyanın oluşmasına sebep olacaklar. Hatta kapitalist sistemin sonunun geldiği iddiaları bile birçok yazıda ve görüşte yer almıştı.  Bu süreç başlangıcında böyle düşünenler günümüzde bu görüşlerinde yanıldıklarını gördüler. Çünkü pandemi döneminde birçok eşitsizliğin daha da derinleştiği, kadın erkek, zengin fakir, eğitimde eşitsizlikler gibi birçok ayrım daha net bir şekilde ortaya çıktı. Tüm bu durumlardan pandemi dönemini yaşamakta olan ebeveynler etkilenirlerken, en çok etkilenen kesim de çocuklar oldular. Bu süreçte evrensel bir yaklaşım, bir dayanışma beklenilirken yukarıdaki eşitsizliklerin daha da derinleştiği daha da açık olarak görülmeye başlandı. Siyasi yapıların yönetimlerin yönetme tarzında daha net şekilde gördüğümüz bir süreçle karşı karşıya kaldık ve herkesin de iş dünyasında bir şey oldu. Pek te iş dünyasının iyiye gittiğini söyleyemeyiz. Yani bu dışarıdan gelen kovidle karşılaşmamız hepimizin içinde de bir şeyler değiştirdi. Zaman mekân algımızı değiştirdi bu süreç. Bu pandemiden tüm dünya olduğu gibi ülkemiz ve toplumumuz da etkilendi. Bu durum İstanbul’da olan bir depremin, İzmir ya da Ankara’da yaşayanlar açısından ne kadar etkilenildiği ile ilgili bir durum gibi olmadı. Hepimiz etkilendik ve dediğimiz gibi özellikle de çocuklarımız. Başka bir şekilde davranmak ancak başka bir gezegende yaşamamızı gerektirmekteydi. Bu konu ile ilgili geleceğimiz ne olacak, sonrası nedir gibi sorulardan  ziyade bugüne ait küçük küçük porsiyonlar halinde durumu değerlendirmeliyiz. Tüm toplum olarak dissosiyasyon yaşadık. Yeni gerçeklik algımızın kaybolması ve yeni bir zaman arayışı olarak da ifade edebiliriz bu durumu. Bu dönemde iyi olan bazı şeyler olmadı değil.  Kulaktan dolma hurafelerle değil de bilimin ışığında sorunlardan kurtulmak gerektiğini öğrendik. Pandeminin ilk dönemlerinde unvan sahibi koca koca adamlar, hiçbir bilimsel gerekçeye dayanmadan, bizlere kelle paça çorbası içmemizi veya bol bol sarımsak yememizi bile tavsiye ettiler.  En azından bilimsel bilginin daha kıymetli görünür halde olması ile ilgili kanaatler yükseldi toplumumuzun her kesiminde, bu pandemi sürecinin bir artısı olarak hafızalarımıza kazındı. Bu sarımsak ve paçacılar şimdi ortadan kayboldular ama; dikkat her an geri gelebilirler. Toplum olarak uyanık olmalıyız. Kovid 19 aşısının ortaya çıkması ile ilgili bazı yanlış fikirler de mevcut her toplumda olduğu gibi toplumumuzda da bazı yanlış görüşler mevcut. Bazıları bu aşının pıt diye bir anda bulunduğunu zannediyor. Oysa aşının bulunması ve testlerinin tamamlanması 10 yıllarca süren bilimsel çalışmalar sonucunda oldu. Bir mucize eseri değildir aşının bulunması. Aşı karşıtlarının söylemleri de halen devam etmekte. İlginç olan şudur ki 70- 75 yaşındaki amcalarımız aşı olmak istemediklerini, çünkü bu aşının kısırlığa yol açtığını bile iddia ediyorlar. Bu kesime söylenecek ve yazılacak bir şey bulmak ahlaki, etik ve bilimsel görüşlerimize ters düşeceği için bir şey demiyoruz. Güvenli bir toplumda, barışçıl ve refah içinde büyümekte olan çocukların daha sağlıklı bir ruh yapısına sahip oldukları yadsınamaz bir gerçektir. Bu konuda Afganistan’da yapılan bazı araştırmalarda savaş ortamında, her gün fakirleşerek büyümekte olan çocukların birçok psikolojik sorunla yüz yüze olduklarını göstermiştir.  Toplumumuzda hayat standartlarının düşmesine, sosyalleşmenin azalmasına, eğitim alamama gibi birçok sorunla karşılaşan çocuklarımız da benzer psikolojik sorunlar ve iyiye gitmeyen ruhsal bozukluklar meydana gelmiştir, bu pandemi döneminde Okulların kapatılması ve eğitimlerinden uzak kalan çocukların ruh halleri bozulmuştur. Uzaktan online eğitim ile bu sorunun çözülemediği kolayca görülmüştür. Zaten fakirleşen belki de işini kaybeden bir babanın ya da topluca ebeveynlerinin diyelim her bir çocuğuna laptop/ bilgisayar ya da cep telefonu temin edemeyeceği ve internet bedellerini ödeyemediği açıkça ortaya çıkmıştır. Bu durum eğitimde fırsat eşitliği ilkesine de darbe vurmuştur. Bir de özel eğitim alması gereken çocuklar vardır ki bu çocukların sayısı yapılan son araştırmalarda 425.000 civarındadır. Bu özel eğitim veren okullar da pandemi sürecinde kapalı kalmış, ayrıca normal eğitim sınıflarına dağıtılmış olan özel eğitim gerekli olan çocuklar da bu sınıflarda yer alamadılar. İyi tarafından bakmak istersek, modern tıbbın kuruluşunda da böyle salgın süreçlerinin önemli etkileri olabildiğini düşünerek kendimizi biraz daha rahatlatmış oluruz. Uzun sözün kısası pandeminin devam ettiği bazı kısıtlamaların kısmen kalktığı günümüzde bile birçok sorun devam etmektedir. Maddi sıkıntıların aşılması elbette birgün son bulacaktır. Ebeveynlerin yaşadığı, yaşamakta oldukları travmaları bir an önce atlatmaları ve geleceğimiz olan çocuklarımızın ve gençlerimizin ruh sağlıklarının iyileşmesi için gerekli özeni göstermeleri gerekmektedir.  Unutmamalıyız ki sağlıklı bireylerle (hem beden hem de ruh sağlığı) kurulacak olan yeni bir Türkiye daha güçlü ve daha başarılı bir ülke olacaktır. Kalın sağlıcakla.