Kalbin Vücudun İhtiyaçlarını Karşılamasını Ölçmekte Kullanılan Yöntemler Nelerdir?
Kalbin vücudun ihtiyaçlarını karşılamasını ölçmekte kullanılan önemli bir yöntemden bahsetmek istiyoruz.
Bu yöntem Kalp Debisi Yöntemidir. Kalp debisi demek kalbimizin bir dakikada pompaladığı toplam kan miktarıdır. Kalp debisi dakikada pompalanan kan miktarını temsil eder. Genellikle dakikada kaç litre kan pompalandığını belirtmek için Litre / Dakika şeklinde ifade edilir.
Normal kalp debisi dakikada yaklaşık 5 litre civarındadır.
Kalp debisinin ayrıca iki alt kırılımı var. Bunlardan birincisi atım hacmidir.
Bu her kalp atımında pompalanan kan miktarıdır. Bu ölçüm yönteminde dakikada değil, her bir kalp atımında pompalanan kan miktarı esastır. Bu atım hacmini alır ve kalp atım sayısı ile çarparsak (kalp atım sayısı dakikadaki kalp atım sayısını ifade eder) bize kalp debisini vermektedir.
Kalp atım sayısının ya da kalp atım hacmine bağlı iki değişkenden herhangi birinin düşmesi kalp debisinin de düşmesine sebep olur. Kalp yetmezliğinde olan durum da budur.
Kalp debisinin normalden küçük çıkması demek, kalbin normalde bir dakikada pompalaması gereken miktarda kanı pompalayamaması demektir. Kalp yetmezliği çoğunlukla başka bir hastalığın sonucunda ortaya çıkan bir rahatsızlık olarak görülür.
Kalp Nasıl Çalışır?
Kalbimiz, temelde iki yere kan pompalar. Vücudumuza ve Akciğerlerimize.
İlk olarak şunu bilmeliyiz, kalbin sol tarafında oksijenli kan vardır. Kalbimiz vücudumuza soldaki oksijenli kanı pompalar ve vücudumuz bu oksijeni alır, vücudumuz bunu kullandıktan sonra dolaşım sistemi yardımıyla bu kanı kalbin sağ tarafına gönderir. Bu sefer de bu kan buradan akciğerlerimize pompalanır. Akciğerlerde kan yeniden oksijenli hale getirilir ve oksijeni geri alıp kalbin sol tarafına dönerek tekrar dolaşıma dahil olur.
Her seferinde vücudumuza pompalanan kanın miktarı, vücudumuzun kan ihtiyacına bağlıdır ve bunu da vücudumuzda bir ölçüm aygıtı varmış gibi düşünebilirsiniz.
Sanki böyle bir aygıt bize böyle bir aktiviteyi sürdürebilmemiz için şu kadar kana ihtiyacım var diyormuş gibidir ve bu verileri gösteriyormuş gibidir.
Tabii egzersiz yaptığımız zaman ihtiyacımız artabilir ve kalbimiz buna uyum sağlar dolayısıyla bu ihtiyacı karşılamak için vücudumuza daha fazla kan pompalayabilir.
Kalp Yetmezliği Nedir Çeşitleri Nelerdir?
Kalp yetmezliği durumunda ise Kalbimiz vücudumuzun ihtiyacını karşılayacak miktarda kan pompalayamaz.
Kalp yetmezliğinin temelde İki çeşidi vardır ilkine sistolik kalp yetmezliği denir. Kardiyak döngü de kanın kalp dışına pompalanmasını yani kalbin kasılma aşaması olan sistolü ifade eder. Kalp yetmezliği kalp kaslarının yeterince güçlü şekilde kanı pompalayamaması durumudur.
Bu durum genellikle bu kasların güçsüzleştiği ve sağlıklı bir kalbe göre daha küçük oldukları anlamına gelir.
Tabii bu durum kalbin görüntüsünün de farklılaşmasına yol açar bu küçülen kaslar büzüştükleri zaman eskisi kadar iyi sıkışamazlar. İşte bu yüzden de bu durum kasılmada daha az kanın dışarı çıkmasına sebep olur, çünkü kalp bir kastır öyle değil mi? yani kasıldığı zaman sıkışır.
Şöyle bir örnekleme yapabiliriz:
Elinizde tuttuğunuz bir su şişesini sıkıştırdığınız zaman içinden su fışkırır doğru değil mi? Kalbimizde buna benzer şekilde çalışır, kaslar kasıldığı zaman kalbin sıkışması sağlanmış olur bu şekilde akciğerlerinize kan gönderilir.
Sistolik kalp yetmezliğinde kalp kasları daha küçük olduğu için bu sefer bunu hafifçe sıktığınız bir su şişesi gibi düşünebilirsiniz. Suyun dışarı fışkırması çok daha zor olacaktır Öyle değil mi? daha küçük ve güçsüz kaslara sahip Kalbimiz için de aynısı söz konusudur.
Sistolik kalp yetmezliğinin tanısının konulması sırasında, görülen en karakteristik özellikleri kalbin alt odacıklarının genişlemiş görüntüsü ve kalp karşı duvarının çok incelmesidir. Bu durum kanın vücuda pompalanmasını oldukça zorlaştırırlar.
Diyastolik Kalp yetmezliği olarak adlandırılan kalp yetmezliğinde ise kalbin dolumu ile ilgilidir. Kardiyak döngüde kalbin kanla doldurulduğu aşama olan diyostolik ile ifade edilir. O nedenle buna diyastolik kalp yetmezliği adı verilir.
Daha kalp işlemlerinin başlangıcında kalp odacıklarında yeteri kadar kan dolumuna sahip olamamakta ve vücuda pompalayacak kana sahip olmamaktadır.
Bu yetmezlik için su şişesi örneğimize geri dönecek olursak bu durumda şişenin içinde yeteri kadar su olmaması durumunda, ilkine göre aynı şekilde sıkmamıza rağmen yeteri kadar su şişenin dışına çıkamayacaktır.
Çünkü şifre de daha az su vardır diyastolik yetmezlikte olan şey de temelde budur aynı kuvvetle pompalarsa bile ventrikülleri dolduran daha az kan olduğu için vücuda daha az miktarda kan pompalanır.
Peki ama odacıklar neden daha az miktarda kanla dolu, çünkü bu seferde kaslar olması gerekenden daha büyük ve daha fazla alan kaplıyor bu da kanın ventrikülleri doldurmak için daha az alana sahip olduğu anlamına geliyor.
Yukarıdaki açıklamalarımızda kalp yetmezliğinin ikisinin de her iki tarafta da gerçekleştiği durumlara değindik.
Ama bu her zaman böyle olmaz.
İzole kalp yetmezliği gibi bir durumun olması da kesinlikle mümkündür.
İzole kalp yetmezliğinde hastalıkla alakalı durum kalbin sadece sol tarafında ya da sadece sağ tarafında gerçekleşebilir.
Burada önemli bir şeyi unutmamalıyız ki izole kalp yetmezliği genellikle ilk önce sol tarafta gerçekleşir ve ardından sağ kalp yetmezliğini de beraberinde getirir.
İzole kalp yetmezliğinin hem sistolik hem de diyastolik şekilde olabileceğinin altını da bir çizelim.
Kalp Yetmezliği Belirtileri Nelerdir?
Kalp yetmezliğinin hangi tarafta; yani sağ tarafta mı ya da sol tarafta mı olduğuna göre belirtiler değişiklikler gösterirler.
Önce sol taraftan başlayalım;
Vücuda kan pompalayan sol taraftır ve de ona göre bu kan akciğerlerden geliyor demektir ve kalp bu kadar yeterince etkili bir şekilde vücuda kanı pompalamazsa kan akciğerlere doğru gitmemeye orada birikmeye başlar.
Bunu bir trafik sıkışıklığı gibi düşünebiliriz. Bir şerit açık kalacak şekilde tüm şeritler kapatılırsa ve her seferinde yalnızca tek bir arabanın geçmesine izin verilirse ne olur? Arabalar arka arkaya birikmeye başlar Öyle değil mi? Bu da ona benzer bir durumdur. Kan akciğerlere doğru birikme yapar, çünkü artık her seferinde daha az kan vücuda pompalanmaktadır.
Yani sol kalp yetmezliğinin en yaygın belirtilerinden biri akciğerlerde sıvı birikmesidir. Sıvı birikimine konjesyon da denir ve bu yüzden bu durumdan bazen konjestif kalp yetmezliği olarak da bahsedilir sol kalp yetmezliğini bu şekilde özetleyebiliriz.
Şimdi de sağ taraftaki kalp yetmezliğine geçelim; sağ tarafın akciğerlerimize kan pompaladığını biliyoruz. Bu kan vücuttan gelen kandır. Sağ tarafta meydana gelen kalp yetmezliğinin de hem sistolik hem de diyostolik olarak gerçekleşebileceğinin unutulmaması gerekmektedir. Bu durumda da kan akciğerlere iyi pompalanamadığı için yine bir trafik sıkışıklığı meydana gelmektedir. Ancak bu defa kanın birikmesi vücutta gerçekleşmektedir. Sağ kan yetmezliği olan kişilerde kan, önce bacaklar, ayaklar ve karın bölgesinde birikmeye başlar.Aynı zamanda sol taraftaki kalp yetmezliğinde olduğu gibi konjesyon yani sıvı birikmesi oluşur. Bu seferki sıvı birikmesi akciğerlerde değil vücutta gerçekleşir.
Kısa bir özet vermek gerekirse; sistolik kalp yetmezliği kalbin yalnızca sağ ya da sol tarafında meydana gelir. Aynı şekilde diyostolik kalp yetmezliği de benzer şekilde kalbin sağ ya da sol tarafında gerçekleşir. Bu kalp yetmezliklerinin her iki tarafta da olması mümkündür. Bu arada sistolik ve diyostolik yetmezliklerinin bir arada gerçekleşmesi de olasılıklar arasındadır.
Kalp Yetmezliğine Ne Sebep Olur?
Daha önceden olan ya da gizli bir şekilde seyreden bir hastalık nedeniyle bu hastalıkların kalp debisini etkilemesi sonucu kalp yetmezliği ortaya çıkar.
Bu konuda öncelikle kas hücrelerinin yani kardiyomiyositlerin ölmesine yol açan rahatsızlıkları göz önünde bulundurmalıyız. Bu kalpteki kas hücreleri öldüğünde kalp güçsüzleşir ve kanın pompalanmasında yetersiz kalmaya başlar. Bu durum kalp atım hacmini düşürür ve bu yüzden kalp debisi düşer.
Kalp debisi düştüğünde kalp bunu iki şekilde tekrar yükseltebilir. Atım hacmini ya da kalp atım hızını, yani nabzı arttırarak bunu yapabilmeye çalışır. Kalbin bunu meydana getirdiği duruma kompansasyon denir.
Yani kalbimiz ya daha çok sıkışıp adım hacmini yükselterek ya da atım hızını arttırıp nabzı yükselterek durumu kontrol altına almaya çalışır.
Ancak bu durumun uzun süre sürmesi durumunda ayakta kalan kas hücreleri üzerinde aşırı yüklenmeler oluşmasına sebep olur. Çünkü sürekli olarak daha hızlı atmak veya daha fazla sıkışmak için uğraşırlar.
Bu iki eylemi yapabilmek için hücrelerin daha çok oksijene ihtiyacı vardır.
Kalp yetmezliği ile ilgili bütün sorunun zaten oksijen kaynağının azalmış olmasına dayandığını biliyoruz. Kas hücreleri yeterince oksijen sağlayamadıkları için bu durum giderek daha fazla kas hücresinin ölümüne yol açar. Daha fazla hücre öldüğünde atım hacmi daha da düşer ki bu bütün döngünün tekrarlanmasına yol açar ve kalp yetmezliğinin ilerlemesine neden olur.
Anjiyoyla ilgili yazımızı okumak için tıklayabilirsiniz.
Kendinize iyi bakın sağlıcakla Kalın.
Diolivo Türkiyede Rekor Satışla Başladı
Kabızlığa Ne İyi Gelir?
Bebek Zeytinyağı
Kulak Ağrısına Ne İyi Gelir ? Kulak Ağrısını Azaltan Şeyler
Diş Ağrısına Ne İyi Gelir ? Evde Diş Ağrısı Geçirme
Bel Ağrısına Ne İyi Gelir ? Bel Ağrısı Nasıl Geçer ?
Basur Ağrısına Ne İyi Gelir ? Basura Ne İyi Gelir ?
Karın Ağrısına Ne İyi Gelir ? Karın Ağrısı Nasıl Geçer ?
Baş Ağrısına Ne İyi Gelir ? Başımız Neden Ağrır ?
Öksürüğe Ne İyi Gelir ? Öksürüğün Nedenleri